Sosyal Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2013 Pazartesi

Toplum İhtiyacını Karşılayan Kurumlar

Toplum İhtiyacını Karşılayan Kurumlar

ÖĞRETMEN:
Toplumun eğitim ihtiyaçlarını 
FIRINCI:
Toplumun beslenme ihtiyacını 
POLİS:
Toplumun güvenlik ihtiyacını 
DOKTOR:
Toplumun sağlık ihtiyacını 
MÜHENDİS:
Toplumun barınma ihtiyacını 
ÇİFTÇİ:
Toplumun beslenme ihtiyaçlarını


KURUM:
Toplumun süreklilik gösteren ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş topluluklardır.
Bu topluluk devlet tarafında oluşturulmuşsa buna resmi kurum denir. 
Resmi kurumların çalışma şekillerini devlet belirler.

Devlet ve Devletin Görevleri 
DEVLET:
Sınırları belli bir toprak parçası üzerine yaşayan insanların oluşturduğu siyasi olarak örgütlenmiş, otoriteli düzendir. 


Her devletin olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de anayasada belirtilen görevleri vardır. Bunlardan bazıları;


1- Kişilerin ve toplumları huzur ve refahını sağlamak
2- İnsanları maddi ve manevi varlıklarının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. 

Devlet bu görevlerini yerine getirmek için çeşitli örgütler oluşturmuştur. Bu örgütlere resmi örgüt yada resmi kurum denilmektedir.

RESMİ KURUMLAR 
Cumhurbaşkanlığı, Kaymakamlık, Valilik, Başbakanlık, TBMM, Mahkemeler, Devlet okulları, Sağlık ocakları, Devlet Hastaneleri, Nüfus Müdürlükleri, Belediyeler, Muhtarlıklar, Emniyet Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü, Hapishaneler, Genel Kurmay, Bayındırlık…


Resmi kurumların yöneticileri devlet tarafından atanırlar. Görevleri karşılığında belirli bir oranda maaş alırlar. Resmi kurumların faaliyetleri yasalarla belirlenir. Ayrıca sürekli kurumlardır.


SAĞLIK KURUMLARIMIZ 
Devlet topluma sağlık hizmeti verebilmek için pek çok kuruluş oluşturmuştur. 
DİSPANSERLER 
SAĞLIK BAKANLIĞI 
HASTANELER


GÜVENLİK KURUMLARIMIZ 
Toplumu iç ve dış çatışmalardan ve saldırılardan korunması devletin temel görevidir. 


TÜRK
SİLAHLI KUVVETLERİ 
Ülkemizin güvenliğinden içişleri bakanlığı sorumludur. Polis teşkilatı ve karakolları içişleri bakanlığına bağlıdır. Ülkemizin dış tehditlere karşı koruma görevi “Türk Silahlı Kuvvetlerine” aittir.


SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI 
Toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için kurumlar kurulmuştur. Ancak bazı insanlar günlük hayatta karşılaştıkları sorunları çözmek için bir araya gelirler. Bu duyarlı insanlar sorun çözmek için imkânlarını kullanarak çaba gösterirler. Bu insanların amaçlarına ulaşmak için oluşturdukları örgütlere “sivil toplum kuruluşu” denir. Sivil toplum kuruluşları kâr amacı gütmeden gönüllü çalışırlar.

ULU ÖNDERİMİZ VE BİLİM

ULU ÖNDERİMİZ VE BİLİM
Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘ün bilime ve bilimsel araştırmalara büyük önem verdiği herkesçe bilinmektedir. Atatürk’ün en büyük amaçlarından biri de Türkiye’yi çağdaş bir ülke hâline getirmek ve Avrupalı devletler seviyesine çıkarmaktır. Bunu yaparken en büyük yol gösterici olarak bilimi kabul etmiştir.
Atatürk’ün yaptığı inkılaplar incelendiğinde bu inkılapların aklın ve bilimin önderliğinde yapıldığı modern yenilik ve gelişime açık bir özelliğe sahip olduğu görülmektedir.
Bir ülkenin hızla gelişebilmesi için öncelikle halkın eğitim seviyesinin yükseltilmesi gereklidir. Şüphesiz Atatürk de bu durumun farkına varmış ve eğitim alanındaki inkılâplara önem vermiştir. Bu nedenle Atatürk bütçeden ödenek ayırarak yurt dışına öğrenci gönderilmesine karar vermiştir. Fen bilimleri sosyal bilimler görsel sanatlar ve arkeoloji gibi birçok alanda 1925 ile 1947 yılları arasında Avrupa’ya 40 öğrenci gönderilmiştir.
Türk Tarih Kurumu
Tarih boyunca çok sayıda devlet kuran binlerce yıllık geçmişi olan dünya kültür sanat ve siyasi hayatına etki eden Türklerin tarihi İslam tarihi ve Osmanlı tarihi ile sınırlandırılmıştı.
Atatürk 1930 yılından itibaren Türk tarihinin araştırılması konusuna önem verdi. Araştırmaları bilimsel hâle getirmek için 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Cemiyetini (Türk Tarih Kurumu) kurdurdu.

Yeni Türk Harfleri
Arap alfabesi ses uyumu bakımından Türkçeye uygun olmadığından okuma ve yazma güçlüğü ortaya çıkarıyordu. Bu nedenle ülkemizde okuma ve yazma bilenlerin sayısı da oldukça azdı.
Latin alfabesinden yararlanılarak Türk dilinin yapısına uygun Türk alfabesi hazırlandı. Yeni Türk harfleri TBMM tarafından 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edildi.

Türk Dil Kurumu
Osmanlı Devleti zamanında iki çeşit dil vardı. Biri Arapça Farsça ve Türkçenin karışımıyla oluşmuş Osmanlıca diğeri ise halkın konuştuğu Türkçe idi.
Ülkede farklı dillerin konuşulması dil birliğinin oluşmasını engelliyordu. Bu nedenle Atatürk Türk dilinin geliştirilmesi konusu üzerinde önemle durdu.
Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması ve sadeleştirilmesi amacıyla 1932 yılında Türk Dil Kurumu açıldı. Ayrıca Dil Kurultayları düzenlendi.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi
Ankara Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesinin kurulmasına Atatürk bizzat öncülük etmiştir.
Türkiye’nin gelişebilmesi için öncelikle bilimin önderliğini esas alan gençlerin yetiştirilmesi millet olarak bilinç seviyesinin yükseltilmesi Türk diline ve Türk tarihine sahip çıkılması gerekiyordu. Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi 14 Haziran 1935 tarihinde kuruldu

3 Ocak 2013 Perşembe

TBMM nin GÖREVLERİ

TBMM nin GÖREVLERİ

1 Kanun koymak değiştirmek ve kaldırmak.
2 Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek başbakan dahildir.
3 Bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek
4 Bütçe ve kasın hesap kanunlarını görüşüp karara bağlamak.
5 Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek
6 Milletler arası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
7 Genel ve özel af ilanına karar vermek.(Üye tam sayısının 3/5 çoğunluğu ile karar verilir.)
8 Kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek
M.88.KANUN TEKLİFİ VE GÖRÜŞÜLMESİ:

Yasama işlemleri kanunlar ve parlamento kararları olmak üzere ikiye ayrılır.
Kanunları yapma yetkisi:

1.Bakanlar Kurulu… Kanun tasarısı
2.Milletvekilleri… Kanun teklifi yaparlar.

TBMM DE ŞEKLİ KANUN NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:

1.Bütçe ve kesin hesap kanunlarını kabul etmek
2.Para basılmasına karar vermek.
3.Genel ve özel af ilan etmek
4.Ölüm cezalarının yerine getirilmesi.
5.Uluslararası anlaşmaları onamak.
TBMM DE PARLAMENTO KARARLARI NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:

1.İç tüzük yapma ve değiştirme.
2.Yasama dokunulmazlığının kabul edilmesi
3.Meclis üyeliğinin düşürülmesi.
4.Başkan ve başkanlık divanını seçmek.
5.Gensoru, güven oylaması ve meclis araştırmasını soruşturmak.
6.Savaş ilanına ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.
7.OHAL ve sıkıyönetimi onaylamak.

Kanunların hepsi cumhurbaşkanı tarafından onaylanırken parlamento kararlarında böyle bir imzaya gerek yoktur.

—Cumhurbaşkanı TBMM'ce kabul edilen kanunları 15 gün içinde yayınlar yayınlamasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları TBMM ye geri gönderir.

—TBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse cumhurbaşkanınca yayınlanır.

—Meclis geri gönderilen kanunda değişiklik yaparsa cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebilir.

—Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulmama durumunda TBMM sadece uygun bulmadığı maddeleri görüşebilir.
Milletler arası anlaşmaları uygun bulma:

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletler arası anlaşmalar kanun hükmündedir.
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
1961 ve 1982 Anayasaları milletler arası anlaşmaları yapma yetkisini yürütme organına, onaylama yetkisini cumhurbaşkanına vermiştir.
Ancak cumhurbaşkanın onaylaması TBMM nin onaylamayı bir kanuna uygun bulması gerekir.
Milletler arası bir anlaşmaya dayanan uygulama anlaşmaları ile kanunun verdiği bir yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik ve idari anlaşmaların TBMM tarafından uygun bulunması koşulu aranmamaktadır. Ancak bu anlaşmalar yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarında değişiklik getiren milletler arası antlaşmaların mutlaka TBMM ce uygun bulunması gerekir. Ekonomik ticari ve teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi 1 yılı aşmayan antlaşmalar devlet maliyesine yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketteki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla yayınlanmayla yürürlüğe konar bu takdirde bu antlaşmalar TBMM ye sunulur.

KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ÇIKARMA YETKİSİ:

Yetki Bakımından:

KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.
O.hal ve sıkıyönetim KHK lerinde yetki ise cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan bakanlar kuruluna aittir.
Yetki kanunu bakımından:

Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. TBMM nin bir yetki kanunu çıkarması gerekir. Ancak o.hal ve sıkıyönetim dönemlerinde yetki kanununa gerek olmadan KHK çıkartılabilir.
Yetki Kanunun içeriği:

1.Konusu
2.Amacı
3.Kapsamı
4.İlkeleri
5.Süresi açıkça belirtilmelidir.
6.Birden fazla KHK çıkarılabilip çıkarılamayacağı belirtilmelidir.
KHK lerin çıkarma yetkisinin sona ermesi:

1.Yetki kanunun belirlediği sürenin dolması.
2.Yeni bir kanunla yetki kanununun yürürlükten kalkması
3.Yetki kanununda belirlenen sayıda KHK çıkarılması

Ancak Bakanlar kurulunun istifası, Bakanlar kurulunun Gensoru ile düşürülmesi, Yasama döneminin bitmesi durumlarında yetki sona ermez.
Konu bakımından:

KHK lerde temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ve siyasi hak ve ödevler düzenlenemez. KHK ile bakanlar kuruluna bütçe değişiklik yetkisi verilemez.
O.hal ve sıkıyönetim bunun istisnalarıdır.
Denetim bakımından:

KHK yargısal denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır.
Ohal ve sıkıyönetim KHK hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine dava açılamaz.
Şekil ve usul bakımından:

KHK resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler.
Ancak yürürlük tarihi daha sonraki bir tarihte gösterilebilir. Kararnameler RG de yayınlandıkları gün TBMM ye sunulurlar sunulmazsa aynı gün yürürlükten kalkarlar. TBMM tarafından reddedilen KHK ise ret kararının RG de yayınlandığı tarihte yayından kalkarlar.
Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme:

M.92.Savaş hali ilanına ve TSK nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı devlet silahlı kuvvetlerinin Türkiye'de bulunmasına TBMM karar verir.
TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani silahlı saldırıya uğraması durumunda TSK nin kullanılmasına Cumhurbaşkanı da karar verir.
M.93.TOPLANMA VE TATİL

TBMM her yıl 1 EKİMDE toplanır
Ara verme veya tatil sırasında

1.Doğrudan doğruya cumhurbaşkanınca
2.Bakanlar kurulunun istemi üzerine Cumhurbaşkanınca
3.Meclis Başkanı da doğrudan doğruya meclisi toplar.

TBMM Ne Zaman Açıldı?


TBMM Ne Zaman Açıldı?
TBMM ne zaman açıldı cevap 23 Nisan 1920 yılında açıldı.


Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti'nin 23 Nisan 1920'de kurulan ve ulusal egemenliğe sahip yasama organıdır.

Anayasanın 108'nci Maddesine göre, yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Milletvekili genel seçimleri, dört yılda bir, serbest, eşit, tek dereceli, genel oy esaslarına göre, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. TBMM üyeleri, yasama dokunulmazlığına sahiptir.


29 Aralık 2012 Cumartesi

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Neden Kutlanır?

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Neden Kutlanır?

19 Mayıs 1919 günü, Türk Milleti için önemli günleriden biridir. Özgürlüğe, bağımsızlığa ilk adım o gün atılmıştır. Kurtuluş Savaşı, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak basması ile başlamıştır.
Ülkesini içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan çıkarmak isteyen, “Milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararlılığının kurtaracağına” inanan Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkışı ile bütün ülkeyi aydınlatacak bir hareketi başlatmıştır. Yani Mustafa Kemal kurtuluş meşalesini Samsun’da 19 Mayıs 1919′da yakmıştır.

Atatürk’ün milli birlik ve dayanışmayı gerçekleştirmek için çıktığı yolculuk, küllenen umutları canlandırmış, Anadolu insanın tek yumruk olmasını sağlamıştır. Atatürk Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşaması için giriştiği bu savaşta, tüm gücünü, millete olan inancından ve güveninden almıştır.

Atatürk bir konuşmasında “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiştir. Ulu önder Atatürk’ün bağımsızlık ışığını yaktığı 19 Mayıs’ı doğum günü olarak kabul etmesi, 19 Mayıs’ın tarihimizdeki yerini ve önemini en iyi biçimde yansıtmaktadır. Çünkü 19 Mayıs ülkenin mutlu geleceği için atılan ilk adımdır.

Kurtuluş savaşı, hazırlık çalışmalarından Büyük Zafer’e kadar her yönü ile çok iyi tasarlanmış, umutların ve özlemlerin çığ gibi büyüyerek coşkuya ve zafere dönüştüğü kahramanlık destanımızdır.
Kurtuluş Savaşı başarıyla sonuçlandıktan sonra 29 Ekim 1923′te Cumhuriyet ilan edildi. Atatürk Cumhuriyeti Türk gençliğine armağan etti. Bizler de Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olan 19 Mayıs günü tarihini “ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇliK VE SPOR BAYRAMı” olarak kutluyor, bu kahramanlık destanını, o yollarda yaşanan büyük sıkıntıları ve çekilen çileleri unutmamaya, yeni nesillere de unutturmamaya çalışıyoruz.

28 Aralık 2012 Cuma

BESİN GRUPLARI

BESİN GRUPLARI

Süt Grubu

Başta yetişkin kadınlar, çocuklar ve gençler olmak üzere tüm yaş gruplarının bu grubu her gün tüketmesi gerekir.
Bu grupta yer alan besinler:
Süt ve yerine geçen besinler; yoğurt, peynir ve süttozu gibi sütten yapılan besinler
İçerdiği Önemli Besinler :
Protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini (riboflavin) ve vitamin B12 olmak üzere birçok besin öğesinin önemli kaynağıdır.
Başlıca Görevleri:
Kalsiyumdan zengin olan bu grup kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişiminde ve hücre çalışmasında önemli rol oynar.
Her gün yetişkin bireylerin 2 porsiyon, çocukların, adölesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 3-4 porsiyon süt ve yerine geçen besinleri tüketmeleri gerekir. Bir orta boy su bardağı (200 cc) süt veya yoğurt ile iki kibrit kutusu büyüklüğünde peynir bir porsiyondur.
Yağsız veya yağı azaltılmış süt, yoğurt ve tuzu az peyniri tercih edin.
Çiğ süt ve pastörize edilmemiş sütlerden yapılan peynir ve benzeri besinler insanlarda brusella hastalığına neden olur. Bu nedenle sokakta satılan kaynağı bilinmeyen sütleri tüketmeyin.
Pastörize edilmiş veya UHT (uzu ömürlü süt) sütleri tercih edin. Kaynağını bilmediğiniz ve tanımadığınız kişilerin sattığı sokak sütlerini satın almayın.
Sütün az kaynatılması sütte bulunan mikropların tamamını öldürmez. Sütün çok kaynatılması ise vitamin kaybına neden olur. Sütü kaynama noktasına geldikten sonra en az 5 dk. kaynatmak hijyenik yönden yararlı olabilir
Yoğurdun suyunun süzülmesi veya bekletme esnasında oluşan suyunun atılması vitamin B2 (riboflavin) kaybına neden olur. Riboflavin vücutta önemli işlevleri olan bir vitamindir. Bu nedenle yoğurdun yeşilimsi suyu atılmamalı, değerlendirilmelidir. Ekmek mayalandırma, bisküvi ve pasta ile çorba yapımında kullanılmalıdır.
Satın alınan plastik yoğurt kapları, daha sonra yiyecek saklama amacı ile kullanılmamalıdır.
Sütlü tatlı pişirildikten sonra ocaktan alınırken şekeri eklenmelidir. Pişirilme sırasında eklenen şeker  ile sütün proteini birleşince protein kaybı oluşur.
Tarhana yoğurt, un veya yarmadan yapılan geleneksel bir besinimizdir. Beslenmemizde önemli yeri vardır. Ancak kurutulma işlemi hava akımı olan ve gölge bir yerde, üstü ince temiz bir bezle örtülerek yapılmalı, güneş altında kurutulmamalıdır. Aksi halde önemli vitamin kayıpları oluşur.
İshal tedavisinde yoğurt yenmesi ve tuzlu ayran içilmesi yaşam kurtarır.

ET-YUMURTA-KURU BAKLAGİL GRUBU

Bu grupta yer alan besinler:
Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler bulunur. Ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar da bu grupta yer alır.
İçerdiği Önemli Besinler :
Protein, demir, çinko, fosfor, magnezyum, B6, B12, B1 ve A vitamini, posa (kurubaklagiller) içerir.
Başlıca Görevleri:
  • Hücre yenilenmesi, doku onarımı ve görme işlevinde görev alan besin öğelerini sağlarlar.
  • Kan yapımında görevli en önemli besin öğeleri bu grup tarafından sağlanır.
  • Sinir, sindirim sistemi ve deri sağlığında görev alan besin öğeleri en çok bu grupta bulunur.
  • Hastalıklara karşı direnç kazanılmasında rolü olan en önemli besin grubudur.

ETLER

  • Etler iyi kalite protein kaynağıdır. Özellikle protein gereksiniminin arttığı, hızlı  büyümenin olduğu bebeklik, çocukluk dönemlerinde diyette mutlaka yer alması gerekir.
  • Etin kendisi protein içerdiği için suyundan ziyade kendisi yenilmelidir.
  • Yağlı etlerin doymuş yağ  ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için koroner arter hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi hastalığı olanlar diyetisyen kontrolünde yağsız kırmızı et ve derisiz beyaz eti (tavuk, hindi) ve balık etini tercih etmelidirler.
  • Omega–3 (n-3) içeriği yüksek olduğu için sağlıklı beslenme için haftada 2 kez balık yenilmelidir.
  • Salam, sosis gibi et ürünlerini tüketirken yanında mutlaka C, E vitamininden zengin     bir besine yer verilmelidir. Bu besinlerin yağ oranı yüksek olduğundan sınırlı          tüketilmelidir.
  • Veteriner kontrolünden geçmiş etler tüketilmelidir. Kaçak kesilmiş etler hastalık etkenlerini taşıyabilir, iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.
  • Pişirmede haşlama, ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Et konan yemeğe yağ eklememelidir.
  • Etler ızgara edilirken etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak, kömürleşme sağlamayacak şekilde ayarlanmalıdır, aksi halde kanser yapıcı maddeler oluşur. Aynı nedenle etler çok yüksek sıcaklıkta, uzun süre pişirilmemelidir.
  • Güvenilir yerlerden satın alınmalı; hemen tüketilmeyecekse soğukta veya dondurucuda saklanmalıdır.  

YUMURTA

  • Protein kalitesi yüksek olduğu için bebek ve çocuklar tarafından her gün bir adet  tüketilmesi yararlıdır.
  • Diyette protein miktarının kısıtlandığı böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi  hastalıklarda yumurta örnek protein içeriği nedeni ile önemli bir protein  kaynağıdır.
  • Yumurtaya kabuklarından kolaylıkla mikroorganizmalar geçtiği için özellikle  akının iyi pişirilerek tüketilmesi gerekir.
  • Pişmemiş (çiğ) yumurta tüketilmemelidir.
  • Kalp-damar hastaları haftada 1-2 kez yumurta yiyebilirler.
  • Et yemeyenler et seçeneği olarak yumurta yiyebilirler. Bir adet yumurta, besin değeri açısından yumurta büyüklüğündeki ete eşittir.
  • Yumurta sebzelerle ve tahıllarla birlikte yenirse, kan kolesterolüne olumsuz etkisi olmaz.
  • Yumurtanın içindeki lesitin beyin işlevlerinin düzenli olmasında yardımcı olur.
  • Satın alırken üzeri temiz, çatlağı ve kırığı olmayan yumurtalarseçilmeli, buzdolabında yıkanmadan saklanmalıdır.
  • Yumurta bayatsa ve uzun süre pişirilirse sarısının etrafında yeşil renkte demirsülfür halkası oluşur. Bu nedenle taze yumurta tüketilmeli ve haşlama süresi katı yumurta için su kaynamaya başladıktan sonra 8 dakika ile sınırlandırılmalıdır            

KURUBAKLAGİLLER

  • Posa içeriklerinin yüksek olması ve yağ içeriklerinin düşük olması nedeniyle özellikle kalp-damar ve diyabet hastalarının diyetinde sıklıkla yer almalıdır.
  • Protein kalitesini arttırmak için tahıllarla birlikte tüketilmelidir.
  • Islatma ve iyi pişirme ile gaz yapıcı etkileri en aza indirilebilir. Kesinlikle pişirme suları dökülmemelidir.
  • Bileşimindeki minerallerin yararlılığı açısından C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilmelidir.

YAĞLI TOHUMLAR

  • B grubu vitaminleri, mineraller, yağ ve proteinden zengindirler. Enerji değeri yüksek olan bu besinlere özellikle çocukların ve ağır işte çalışanların diyetinde yer verilmesi yararlıdır.
  • Evde saklarken kabuklu ve kabukları ayrılmış olanlar bir arada tutulmamalı, nemsiz ve serin ortamda saklanmalıdır.

SEBZE ve MEYVE GRUBU

Bu grupta yer alan besinler
Bitkilerin her türlü yenebilen kısmı sebze  ve meyve grubu altında toplanır.
İçerdiği Önemli Besinler :
Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler.
Başlıca Görevleri:
  • Büyüme ve gelişmeye yardım ederler.
  • Hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlarlar.
  • Deri ve göz sağlığı için temel ögeler içerirler.
  • Diş ve diş eti sağlığını korurlar.
  • Kan yapımında görev alan ögelerden zengindirler.
  • Hastalıklara karşı direncin oluşumunda etkindirler.
  • Doygunluk hissi sağlarlar.
  • Dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların (kalp   damar hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri) oluşma riskini   azaltırlar.
  • Barsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.

SEBZE VE MEYVE GRUBU İÇİN ÖNERİLER

Çeşitli renk ve türlerde sebze tüketin. Farklı sebzeler, farklı besin ögeleri içerdikleri için gün içerisinde tüketilen sebzelerin çeşitlendirilmesi gerekir. Bir gün içerisinde,  koyu sarı sebzeler (havuç, patates), koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, marul, kıvırcık, pazı, semizotu, brokoli vb), nişastalı sebzeler (patates, bezelye) ve diğer sebzeler (domates, soğan, taze  fasulye) dengeli bir şekilde tüketilmelidir.
Meyveler de, içerdikleri besin öğeleri ve miktarı bakımından farklıdır. Bu nedenle tüketimlerinde çeşitlilik sağlanmalıdır. Genellikle, turunçgil grubu ve çilekler vitamin C, kiraz, kara üzüm, kara dut diğer antioksidanlardan zengin iken; muz, elma gibi meyveler potasyumdan zengindirler.
Tüm sebze ve meyveler besin değeri içeriği ve ekonomik olması açısından mevsiminde, bol ve ucuz bulunduğu dönemlerde tüketilmelidir.

PİŞİRME İLKLERİ

  • Sebze ve meyveleri çiğ tüketmeyi tercih edin. Yenilebilen kabuklarını soymayın. Eğer soymanız gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soyun. Birçok vitamin ve mineral, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuğunda veya kabuğun hemen altındaki kısımlarında bulunurlar, iç kısımlarda yoğunlukları daha azdır.
  • Taze sebzeler önce ayıklanmalı, akan bol su altında iyice yıkanmalı sonra doğranmalı ve yeteri kadar su ile pişirilmelidir.
  • Sebzeleri yıkarken suda uzun süre bekletmemek gerekir. Bekletme sırasında bazı vitaminler suda çözünürler, besin değeri azalabilir.
  • Sebzeleri pişirmeden hemen önce ve büyük parçalar halinde kesmek gerekir. Yüzeyle az temas vitamin kaybını azaltır.
  • Sebzeler doğranmadan önce içinde pişirileceği sıcak karışım hazırlanmalıdır. Bunun için öncelikle yağ, soğan, salça karışımı ve gerekiyorsa su konur. Kaynayana kadar geçen sürede sebzeler doğranılarak sıcak karışıma eklenir ve pişirilir.
  • Yeşil yapraklı sebzelerin su oranı çok yüksektir. Bu nedenle suyu koruyabilen derecelerde hiç su koymadan veya susuz pişirilebilir. Sebze yemeğine ne kadar su konursa vitamin kaybı o kadar fazla olur.
  • Sebzeleri mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirmek gerekir. B vitaminleri ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısı ile kolayca kayba uğrar.
  • Sebze ve meyveleri pişirirken tencerenin kapağı kapalı tutulmalıdır. Böylece buhar kaybolmayacak ve pişme süresi kısalacaktır.
  • Sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir. Dökülürse suda eriyen vitaminlerin büyük bir kısmı (vitamin C, B2, folik asit vb) suya geçtiği için, besin değeri kaybı çok fazla olacaktır.
  • Sebzelerin pişme suyu çorbalara, yemeklere ve soslara eklenebilir.
  • Sebzeler pişirilirken asla soda eklenmemelidir. Pişirme sırasında eklenen soda sebzelere daha yeşil bir renk kazandırmakla birlikte bazı vitaminlerde kayıplara neden olur.
  • Meyve ve sebzelerin sularını tüketmek yerine,  tüm olarak tüketilmesi, ayrıca kabuklu yenilebilen meyvelerin kabukları ile yenilmesi posa tüketimini artırılmasını sağlar. 
Çimlenmiş patateslerde kabuğa yakın kısımda bulunan ve zehirleyici etkisi bulanan solanin (bir alkaloid) maddesi miktarı artır. Bu nedenle patates çimlenmekten korunmalıdır. Aşırı çimlenmiş patatesler tüketilmemelidir. Solanin zehirlenmesi sindirim sistemi bozuklukları, terleme ve halsizlik vb bulgularla ortaya çıkar.

EKMEK ve TAHIL GRUBU

Bu grupta yer alan besinler
Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan un, bulgur, yarma, gevrek ve benzeri ürünler bu grup içinde yer alır.
İçerdiği Önemli Besinler ve Başlıca Görevleri:
Tahıl ve tahıl ürünleri vitaminler, mineraller, karbonhidratlar (nişasta, lif) ve diğer besin öğelerini içermeleri nedeniyle sağlık açısından önemli besinlerdir. Tahıllar, protein de içerir. Bu proteinin kalitesi düşük olmakla birlikte kurubaklagiller ya da et, süt, yumurta gibi besinlerle bir arada tüketildiklerinde protein kalitesi arttırılabilir. Tahıllar, ayrıca bir miktar yağ da içerirler. Tahıl tanelerinin yağı vitamin E’ den zengindir. Tahıllarda A vitamini aktivitesi gösteren öğelerle, C vitamini hemen hemen yoktur. Tahıllar B12 dışındaki B grubu vitaminlerinden zengin, özellikle B1  vitaminin (tiamin) en iyi kaynağıdır. Bu vitaminler tahıl tanelerinin çoğunlukla kabuk ve özünde bulunur.Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler.

EKMEK ve TAHIL GRUBU İÇİN ÖNERİLER

  1. Tam tahıl ürünlerini tüketin.
  2. Tüketilecek miktar bireyin ağırlık ve bedensel çalışma durumuna göre değişir. Az hareketli, şişman bireylere günde 3 ince dilim ekmek (75 g) yeterli iken zayıf bireyler, ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
  3. Tam tahıl ürünleri günde 6 porsiyon (6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe unlu çorba, 4 yemek kaşığı pilav gibi) tüketilebilir. Ağır işte çalışan ve enerji gereksinimi fazla olanlar bu gruptan daha fazla tüketebilirler.
  4. Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt ve ürünleri) birlikte tüketin